Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
Facebook, Sanal Asistan ve Akıllı Hoparlör Pazarına Giriş Yapıyor
Teknolojinin baş döndürücü gelişimi hayatı kolaylaştırırken, bu ilerlemenin karanlık tarafı da zaman zaman kendini gösteriyor. Son olarak güvenlik dünyasında büyük yankı uyandıran yapay zeka tabanlı bir virüs, bu teknolojinin kötüye kullanım potansiyelini gözler önüne serdi.
IBM bünyesinde görev yapan siber güvenlik araştırmacıları tarafından geliştirilen bu deneysel zararlı yazılım, DeepLocker adıyla tanıtıldı. Diğer klasik zararlı yazılımlardan farklı olarak DeepLocker, yapay zeka algoritmalarını kullanarak kendini gizleme ve saldırıyı tetikleme konusunda son derece gelişmiş bir yaklaşım sergiliyor.
DeepLocker’ın en dikkat çekici yönü, saldırıyı başlatmadan önce hedef kişiyi doğrulaması. Virüs, bilgisayarın başına geçen kişinin gerçekten hedeflenen kişi olup olmadığını yüz tanıma teknolojisiyle analiz ediyor. Doğrulama gerçekleşmeden zararlı yazılım aktif hale gelmiyor ve bu da virüsün tespit edilmesini son derece zorlaştırıyor.
Zararlı yazılım yalnızca görüntüyle yetinmiyor. Ses tanıma algoritmaları sayesinde ortam seslerini analiz edebiliyor ve hedef kişinin konuşmalarından elde ettiği bilgilerle son derece ikna edici oltalama saldırıları kurgulayabiliyor. Bu durum, yapay zekanın sosyal mühendislik saldırılarında ne kadar etkili olabileceğini net biçimde ortaya koyuyor.
Araştırmacılara göre DeepLocker’ın çalışması için hedef kişi hakkında çok fazla veriye gerek yok. Sosyal medyada paylaşılan kısa bir video veya tek bir fotoğraf bile yüz ve ses tanıma modellerini beslemek için yeterli olabiliyor. Bu da kişisel verilerin dijital dünyada ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
DeepLocker, gerçek dünyada yayılmak üzere tasarlanmış bir tehdit olmasa da, yapay zekanın kötü amaçlı yazılımlarla birleştiğinde ne denli tehlikeli senaryolar yaratabileceğini gösteren önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür çalışmaların savunma sistemlerini güçlendirmek için bir uyarı niteliği taşıdığını vurguluyor.
Yorum Yaz